abd-enflasyonu-%8,5-ile-rekor-kirarken-kriptolara-ne-olacak?

ABD Enflasyonu %8,5 ile Rekor Kırarken Kriptolara Ne Olacak?

ABD Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), Mart ayında bir yükseliş görmüştü. Ancak yapılan son açıklamalarla TÜFE’nin %8,5’e kadar fırladığı açıklanıyor. Hali hazırda Şubat’tan beri konuşulan ve FED’in yaptırımlarıyla toplanmaya çalışılan enflasyonun bu gelişmeyle giderek arttığı resmileştiriliyor.

TÜFE ve Kriptolar

TÜFE metriği, artan yaşan maliyetlerini ölçmek için yaygın olarak kullanılıyor. Ukrayna’da hala savaş devam ederken, enerji ve gıda teminatlarının zorlaşmasıyla ABD, Mart ayında beklenenden daha yüksek bir enflasyonla karşı karşıya kalıyor. Bu, hem tüketicilerin aldığı ürünlerin fiyatlarını etkilerden öte yandan da yatırımcıların cebine ve tedirginliğine bağlı olarak kriptoları da etkiliyor.

Ayrıca bu 8,5’lik TÜFE oranı ile ABD, 1981’den bu yana en yüksek endeks değerini görmüş oluyor. Analistler, Mart ayında bu oranı 8,4 olarak tahmin ederek enflasyonun ne kadar yükseldiğini ortaya koymuştu. Öte yandan çoğu analist ve uzman, bu enflasyona karşı Bitcoin (BTC) ve diğer kriptoların bir çözüm olduğunu savunmaya devam ediyor. Kriptolar, merkeziyetsiz oluşlarıyla devalüasyona karşı bir koruma olarak kullanılabilir. Ancak diğer bir etmen olan yatırımcıların piyasa korkusu burada devreye giriyor ve yatırımcıları bir şekilde engellemiş oluyor.

BTC ve Takibinde Piyasalar

Yaşananlarla yatırımcıların, enflasyondaki artış ve FED’in sıkılaştırma politikası gütmesi sebebiyle kripto ve hisse senetlerini sattığını gösteriyor. Bu süreçte Bitcoin, her ne kadar Nasdaq 100 endeksi ile rekor düzeyde bir korelasyona ulaşsa da dün itibariyle 40.000 doların kadar altına düşmesi dikkat çekiyor.

Bu yazı yazılırken ise BTC, yaklaşık 40.500 dolar civarında işlem görüyor. BTC’nin düşüşü ise diğer altcoinleri ve dijital varlıkların piyasalarını da etkiliyor. Bu süreçte Robinhood da SHIB, SOL, MATIC ve COMP’u listeleyeceğini duyurarak piyasaya renk getirse de bu enflasyon ve tüfe haberinin kripto piyasası için hem beklenen hem de düşüş ivmesi katacak bir etmen olduğu düşünülüyor.